Kadın uzaklara bakıyordu. Adam önünden geçti. Görmedi kadın. Bir süre sonra geri döndü adam ve tekrarladı bu hareketini. Yine olmadığını, görünmediğini fark edince, olduğu yere...
Uzun, sisli ve yorucu bir yolculuğun sonunda, kara gözüküyor. Sis yavaş yavaş dağılıyor ve deniz aniden durgunlaşıyor. Garip bir şeyler olduğunu...
İşte yine başa döndük. Hep aynı hikâye. Ehliyeti olan, askerliğini yapmış biriyim artık. Önümde hiçbir engel kalmamış. Öyle diyor herkes. Aman ne marifet... Bir...
Üstü altını delen, bir zımba makinesinin hüznü var şimdi bende. öyle çekmecede duran, yalnızca ihtiyaç halinde hatırlanan, ...
olduğu kadarı yetmezdi bana. sırt çantamı bir ilkokul çocuğunun ilgili ilgisiz, tüm kitaplarını çantasına doldurması gibi mutlulukla doldurup gezerdim. hissetmezdim ki mutluluğun ağırlığını. ama zamanla büküldü belim. sen...
bir filme ortasından başlamak ya da bir oyuna sonradan dâhil olmak tadında bir ilişkiydi bizimkisi. ben elinde patlamış mısırla geç kalan, oturanları rahatsız eden o görgüsüz tiptim… yine...
Giriş: hep sevdiklerimden darbe aldım ben sevdiklerim acıttı canımı en çok. çok sevdiğim şekerlemeler çürüttü dişlerimi. o canım çizgi filmler bozdu gözlerimi. Gelişme: gözlerimin yerine koyduğum kömürler ve objektiflerden sakladığım gülüş, gülmeyişim, hep sevdiklerim yüzünden… yüzümden...
Boş bir kuş kafesi ya da ıskartaya çıkartılmış bir sandal… Anlamını yitirmiş imgeler. İkisi de atılmış bir köşeye. Tıpkı göğüs kafesim gibi… İçindeki kuş çoktan...
kalabalıklar içinde yalnız olmak bir yana, bir avuç yalnız insan içindeyim. tıpkı o ıssız ada hikayesindeki gibi, o üzümlü atasözündeki gibiyiz. garip olan, bakmasak da birbirimize, kararmışız göz ucundan... sonra...