27/8/2008 - Kabuk


Yapamıyorum. Kıramıyorum kabuğumu. Bu makus talihimi aşamıyorum. Olduğum yerde sayıyorum. Biri elimden tutup, çekip kurtarmalı beni.
Böyle değildim ben. Şimdi körelmiş bir bıçak gibi, eski şaşalı günlerini anan ihtiyarlar gibi,  mahalle kahvesinde bütün gün pinekliyorum sanki. Bir kere daha girmişti hayatıma "ıskarta kavramı." Iskartaya çekilmiş bir kayık, boş bir kuş kafesi gibi hissetmiştim kendimi. Sonra geçmişti. Bir süreliğine... Sanki bir iğne yiyip, kendime gelmiştim.
 Her şeyin etkisi geçmeye, her şey kaybolmaya mahkumdur. Oysa çocukken, nefesimi tutarak zamanı durdurabileceğimi sanardım.  Çocukken bu kabuğun içinde sıkılmazmışım hiç. Çocukların hayal gücü böyledir işte. Onları bir yumurtanın içine de koysanız, hayal güçleri o yumurtayı bir uzay gemisine dönüştürebilir anında.
Büyüyor ama bu insanoğlu. Mecburen. Yoksa kimse istemez büyümeyi bir ikinci şans verilse.
Sesimi duyan kimse yok mu? Kabuğumu kırmama yardım edecek?  Yumurtadan yeni çıkan bir civciv gibiyim. Beni dünyayla tanıştırsın biri, haydi lütfen? Çok yabancıyım bu şekilde. Böyle olursa bir kız çocuğu severken öldürecek beni. Ya da üzerime basıp, geçecek iri kıyım bir adam. Onlar hiç aldırmazlar buna.
Korkuyorum... Belki de ilk kez. Önümü göremiyorum çünkü. Yavru balina öldü. Açlıktan ölmek üzereydi. Benden devamlı bir şeyler bekliyordu. Veremiyordum. Zehirli iğneyle, kendi ellerimle öldürdüm onu sonra. Bu duyguyu bilir misin? Tüm umutlarını sana bağlamış birine bunu yaptın mı hiç?
Zehirli bir iğneyle tüm insancıl duygularını yok etmek. Kalbinin ortasına koca bir yara izi bırakmak. Üstüne üstlük bunun nasıl bir şey olduğunu da bilirken... Defalarca yaralanmışken. Erkek bir aslan gibi, yüzünde nice savaşlardan kalan pençe izleri varken. Gidip birinin yüzünü, kalbini yaralayabilir misin?
Yaşamak için, içgüdüsel bir şekilde başkalarının duygularını öldürüyor insan. Büyüyor sonra. Her ölüm biraz daha güçlendiriyor onu. Ta ki duyarsızlaşana kadar.

Bu kabuk beni duyarsızlaştırıyor.
Sesi mi duyan yok mu?
Elimi tutup, beni dünyayla tanıştıracak biri yok mu?

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/8/2008 - yirmi altı'dan tavşan olmaz

bugün yirmi dört ağustos. bazıları için doğum günü demek. benim için mesela. yirmi altıncı yılıma giriş yaptım... bir çok kişi kutladı, sağ olsunlar... ben de dedim ki kendi kendime: " hala umut var oğlum,  hala umut var!"
ama ne için, gerçekten bilmiyorum...
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/8/2008 - yanılgı




uçurum gibi;
ama değil.
uçabilirmişim gibi geliyor bu yüzden.
ama ya düşersem?
ya senin gibi,
bir yanılgı uğruna ölürsem?

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

2lem?

Yazdıklarım bir haykırış mı bilemem...Bildiğim bir şey varsa o da, bir yerlerde beni okuyan,belki anlayan; ama yazılarımdan hoşlanan birilerinin olduğu.Tanışmasak da, tanışamayacak olsak da, sizlere en içten selamlar... Kullanıcı yorumları dışında sitedeki tüm yazılar bana aittir.. Alıntı-çalıntı yoktur.doruk kirezci

Kategoriler

Kategori yok

Arkadaşlarım

arzellaa
doruque
yagmurtuana
laberri34
sozlukbeya
1001kopru
00yedi
limpidblood
NILSU35
Magissa
kendimvekendim
Tüm hakları saklıdır. Kaynak ya da ismim belirtilmeden alıntı yapılamaz...